Yapay Zeka Süpervizör Olabilir mi?

Dokuz yıldır bu alanda aktif olarak çalışıyorum. Bu sürede birçok yeterlilik kazandım, birçok yaklaşımı öğrendim. Ama mesleğimize bakışım hep biraz usta-çırak ilişkisi gibi hissettirdi bana: "Bin bilsen de bir bilene sor." Bu, ne kadar bildiğimi göstermek için kullandığım bir cümle değil — farklı bakış açılarını duymanın her zaman kıymetli olduğuna inandığım için söylüyorum.
Bir danışanla çalışırken bazen uzman, hikayenin fazlasıyla içine girebilir. Bu olabilir. Bazen duyduklarımız, eşlik ettiklerimiz zorlayıcı olur. Bir psikolog hiç etkilenmeyen, hiç aktarımda bulunmayan biri değildir. Danışana karşı hissettiğimiz duygular, bazen onun kendini konumlandırdığı role, üstlendiği pozisyona karşı hissettiğimiz duygular olabilir.
İşte tam da bu anlarda — profesyonel ve tarafsız bakış açımızı korumak için, bazen de danışana başka bir gözle bakabilmek için — mesleğimizde şahane bir süreç var: süpervizyon. Çalıştığınız yaş grubunda, çalıştığınız ekolde sizden daha deneyimli biriyle danışanı, danışanın sürecini, zorlandığınız yerleri konuşursunuz, paylaşırsınız. Odadaki üçüncü göz güçlenir.
Bu, mesleğimiz için olağan bir süreç. Ama daima danışanın izniyle, rızasıyla gerçekleşir. Ben çocuklarla çalışırken bazen video kaydı alıyorum; bu kayıtların nerede, nasıl kullanılacağı konusunda danışanımı mutlaka bilgilendirip iznini alıyorum. Kabul etmezse buna saygı duyarım. Süpervizyon benim için elzemse, bunu tekrar ele alır, sürecimizi ona göre şekillendiririz.
Süpervizör Koltuğuna Oturan Yapay Zeka
Son zamanlarda kulağıma çalınan bir şey var: bazı meslektaşlarımın, geleneksel olarak bir ustayla, bir hocayla paylaştığı süpervizyon sürecini artık yapay zekayla paylaştığı. Yani yapay zeka, süpervizör konumuna oturuyor.
Peki bu süreçte danışandan izin almak nasıl ilerliyor? Yapay zekayla ilerleyen bir süpervizyon sürecinde onam formu nasıl hazırlanır? Hangi uygulamanın, hangi sürümünün, hangi tarihte, hangi bilgilerle paylaşılacağı mı yazılır? Danışana bu süreç hakkında bilgi veriliyor mu — yoksa karşıdaki gerçek bir insan olmadığı için onam alma ihtiyacı duyulmuyor mu?
Bu, mesleğimizin bugün karşılaştığı etik sorunlardan biri haline gelmeye başladı.
Hikayemizin parçalarını bir kitapta, bir dizide görmek zaten yeni bir şey değil. İsimler değiştirilince, birkaç ayrıntı oynanınca içimize su serpiliyordu (!) — gizliliğin bir şekilde korunduğuna inanıyorduk. Ama orada, o değişikliği kim yapacak, neyi değiştirecek, neyi koruyacak belliydi: bunu biz, yazan kişi olarak biliyor, karar veriyorduk. Yapay zekayla paylaşılan bir vakada ise bu kontrol elimizde değil. Anonimleştirme artık bizim bir yazarlık kararımız değil, bilmediğimiz bir sistemin ne yaptığını tahmin etmeye çalıştığımız bir süreç haline geliyor.
Bunu, hiçbir meslektaşımı zan altında bırakmak ya da mesleğime dair etik problemler uydurmak için yazmıyorum. Şartlar değiştikçe zihnimden geçen, beni düşündüren bir konuyu paylaşmak istiyorum sadece.
Peki Hiç Kullanmayalım mı?
Psikolog olarak yapay zekadan mesleki anlamda hiç mi yararlanmayalım? Ya da nasıl yararlanalım?
Ben bazen literatür taraması için, bazen aradığım bir çalışmaya daha hızlı ulaşmak için, bazen baktığım konunun farklı bakış açılarından nasıl ele alındığını okumak için, bazen farklı ekollerin nasıl çalıştığını duymak için kullanıyorum.
Ya siz, sevgili meslektaşım — siz nasıl kullanıyorsunuz?
Ve siz, sevgili danışanım — bir süpervizyon onam formunda yapay zekayla karşılaşsanız nasıl tepki verirdiniz?




