top of page


ERGENLİK: KİMİN KRİZİ?
Okuduğum bir yayın bu soruyla başlıyordu: Ergenlik kimin krizi? Yazıyı okudukça zihnimde benzer sorular dönmeye başladı. Ergenlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında bedeni, ruhu ve gelişimiyle sıkışıp kalan bireyin krizi mi? Yoksa bu sıkışmışlıkla nasıl baş edeceğini bilemeyen, belki kendi ergenliğini aynı yerden yaşamamış ebeveynin krizi mi? Bir bebek doğduğu andan itibaren her gün büyür, gelişir, olgunlaşır ve ebeveyninden yavaş yavaş ayrışır.Büyüdükçe ona çocuk deriz, sonr
15 Nis2 dakikada okunur


Kundaklamadan Sınıra: Güven, Beden ve Özgürlük Üzerine
Okuduğum bir kitapta, bebeklerin doğumdan sonraki ilk üç ayının aslında gebeliğin bir devamı olduğundan söz ediliyordu. Bebekler, bu ilk üç ayda anne rahminden ayrılmaya henüz tam olarak hazır değildir; bu yüzden ağlama nöbetlerinin sık olması ve kendi kendini sakinleştirme becerilerinin henüz gelişmemiş olması oldukça doğaldır. Kitap boyunca özellikle vurgulanan nokta şuydu: Kendini sakinleştirme becerisi henüz gelişmemiş olan bebekler için ilk üç ayda kundaklamak önemli bir
6 Nis2 dakikada okunur


İmece Kültüründen Kolektif Bilinçdışına: Dayanışmanın Psikolojik Yolculuğu
Şubat ayında bir tiyatro seyrettim. Oyun sonrası Fuaye Ankara ile yaptığımız söyleşide imece kültürü ve kolektif bilinçdışı farklı açılardan ele alındı. Eve doğru yürürken zihnimde bir başlık belirdi: “İmece kültüründen kolektif bilinçdışına…” Büyüdüğüm kültürün, okuduğum ve meslek edindiğim psikoloji alanına doğru yaptığı yolculuk…Hadi gelin, birlikte bakalım bu yolculuğa. İmece Nedir? Bilenlerimiz olduğu kadar bilmeyenlerimiz de vardır. Şehirleşen ve bireyselleşen topluml
15 Mar2 dakikada okunur
bottom of page

