top of page

Sevgi'den | Mart 2026

  • 10 Tem
  • 1 dakikada okunur


03.03.2026

Önemli olan cevaplar değil, sorulardır.”

Eugène Ionesco





Kaygılarımız arttıkça, güvenlik çemberimiz daraldıkça, adalet duygumuz sarsıldıkça merak etmeyi bırakıp hayatta kalmaya odaklanıyoruz sanki. Bu odaklanma zamanla öylesine içe kapanık, öylesine savunmacı bir hâl alıyor ki; soru sormayı unutuyoruz. Uzun zamandır birbirimize soru sormuyoruz. Kendimize de.

Bazen gelecek cevabı bildiğimizi varsayıyoruz.Bazen de gelecek cevaba hazır olmadığımız için hiç sormamayı seçiyoruz.

Sorularla vedalaşıyoruz fark etmeden.

Siz en son ne zaman cevabını gerçekten merak ederek bir soru sordunuz?

Bir çocukla çalışırken ebeveynler bazen bana şunu sorar: “Şöyle mi yapsak, böyle mi yapsak?” Benim cevabım çoğu zaman şu olur: “Çocuğunuza sorabilirsiniz.”Çünkü bazen soru sorsak bile muhatabını kaybediyoruz. Karşımızda bir çocuk olduğunda, sanki soru sormak değil de her zaman cevap vermek gerekiyormuş gibi davranıyoruz. Oysa bu ne kadar gerçekçi? Ve ne kadar olması gereken bir yerde?

Mesleğimin bir yerinden sonra, danışanlarımın hayatına —bazen ebeveynleri aracılığıyla, bazen doğrudan görüşmelerimizde— felsefi soruları dahil etmeye başladım. Çocuklar için felsefi bir bakış açısı geliştirmeye çalışıyorum. Amacım onları ezbere bir sistemin içinde sadece doğru cevabı arayan bireyler hâline getirmek değil; sorgulayan, düşünen, kendi sorusuna sahip çıkan bir zihni beslemek.

Çünkü çocuklar aslında soru sorma gücüyle doğar.Biz büyüdükçe o gücü törpülüyoruz.

Ve şimdi bu yazıyı bir soruyla bitirmek istiyorum:

Mesleğiniz, ünvanınız, bitirdiğiniz okullar, çalıştığınız işyeri olmadan kendinizi nasıl tanıtırsınız?


“Yargılamadan önce anlamaya çalış.”— Epiktetos


 
 

Aziziye Mahallesi Cinnah Caddesi, Çankaya/Ankara
0501 936 0600
psksevgikilinc@gmail.com

Bültene Abone Ol

Duyuru ve önerilerim için ücretsiz abone olabilirsiniz.

©2024, SEVGİ KILINÇ tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page