Sevgi'den | Ağustos 2025

18.08.2025
Günün birinde yeniden başlamak zorunda kalırsan,
korkma.
En güzel yapraklar, sonbaharda düşer.
Can Yücel
Merhaba,
Yılın ilk yarısının ne kadar hızlı geçtiğinin farkında mısınız? Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelen aylar geride kaldı, şimdi ise yılın o kendine özgü döngüsüne giriyoruz. Eylül ve ekim genellikle hızlı geçer; ama kasım ve aralık, sanki sonlara yaklaşmanın ağırlığıyla zamanın akışını yavaşlatır. Bitmeye, vedalaşmaya yaklaştıkça zaman hem hızlanıyor hem yavaşlıyor gibi...
Yaz bitiyor. Okulların açılması yaklaştıkça hayatın ritmi yeniden şekilleniyor, bir sezon başlıyor sanki. Bu başlangıç bazen bana kocaman bir dağın eteklerinde durup zirveye bakıyormuşum gibi hissettiriyor. Hedefim hep zirveye ulaşmakken, artık durup o yola, adım adım ilerlemeye odaklanmayı öğreniyorum. Bitirmek için acele etmemeyi… Bekleyebilmeyi ve yaşarken bekleyebilmeyi...
Ne kadar da zor beklemek! Üstelik bizim gibi değişkenliğin ve belirsizliğin gölgesinde yaşanan bir ülkede... Bazen beklediğimiz şey, beklediğimiz yer ya da zaman bizden bağımsız şekilde defalarca değişebiliyor. Klişe olacak belki ama "anı yaşamak" meselesinin içini her gün yeniden, farklı bir yerinden dolduruyorum. Her anın tadını çıkarıyorum diyemem. Hatta çoğu zaman elimden kaçırıyorum. Ama şunu biliyorum: Kıymetini bilmediğim anlar, bir daha dönmemek üzere gidiyor. Ve ben, dönmeye çabalamaktan hiç vazgeçmiyorum.
Peki sizde nasıl bu an meselesi?Ya da beklemek?Yolun kendisiyle kalmak nasıl bir his bırakıyor sizde?
Sevgiler, Sevgi
🛠️ Ebeveynliğe Dair Bir Davet: Onarma Cesareti
Çocuğunuzla ilişkinizde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorsanız, restorasyon sürecine girmeye ne dersiniz?
Ebeveynlikte telafi ve onarım süreçleri üzerine çok az konuşuyoruz. Oysa her ilişkide, her zaman onarmak mümkündür. “Travma” kelimesi bu kadar gündemdeyken, onunla birlikte daha çok konuşulması gereken bir başka kelime varsa, o da bence “telafi”dir.
Peki nasıl başlayacağız?
Hata yaptığınızı fark ettiğiniz anlar çok kıymetlidir. Bu anlar, ilişkinizde bir şeyleri dönüştürmenin kapısını aralar.
Çocuğunuzun yanına gidip, samimi bir şekilde özür dilemeyi deneyin. Ama gerçekten sadece özür dilemekten bahsediyorum. Hatanızı kabul ederek, öğüt vermeden… “Bak, sen de bir daha beni kızdırma” gibi cümleler eklemeden.
Çatışma sonrası yapılan konuşmalara baktığımızda, çoğunlukla çocukların davranışlarının masaya yatırıldığını görüyorum. Çocuğun ebeveyni kızdırdığı, bir hata yaptığı ve bir daha yapmaması gerektiği mesajı veriliyor. Oysa bu, onarıcı değil; aksine savunmayı artıran bir yaklaşım.
Yeni bir tartışmanın ardından sadece yanına gidin ve sadece özür dileyin.
Yapay değil, içten bir şekilde.
Bu size nasıl hissettirecek, merak ediyorum.Belki daha önce denediniz, belki de bu sizin için bir ilk olacak.Deneyimlerinizi ve duygularınızı paylaşmak isterseniz, her zaman buradayım.
Bağ kurmak mükemmellik gerektirmez; ama onarma cesareti ister.— Daniel J. Siegel




