ERGENLİK: KİMİN KRİZİ?
- 15 Nis
- 2 dakikada okunur

Okuduğum bir yayın bu soruyla başlıyordu:
Ergenlik kimin krizi?
Yazıyı okudukça zihnimde benzer sorular dönmeye başladı.
Ergenlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında bedeni, ruhu ve gelişimiyle sıkışıp kalan bireyin krizi mi? Yoksa bu sıkışmışlıkla nasıl baş edeceğini bilemeyen, belki kendi ergenliğini aynı yerden yaşamamış ebeveynin krizi mi?
Bir bebek doğduğu andan itibaren her gün büyür, gelişir, olgunlaşır ve ebeveyninden yavaş yavaş ayrışır.Büyüdükçe ona çocuk deriz, sonra ergen, sonra genç…
Belki de bu ayrışma sürecinin düğümlerinin en yoğun çözüldüğü yer ergenliktir.Ve biz, ergenlikten sonra bağımsız, sağlıklı, ayrışmış bir genç yetişkin görmeyi umut ederiz. Tüm beklentimizi, yatırımımızı da biraz buraya yaparız.
Peki eğer ergenlik bu ayrışmanın önemli bir eşiğiyse, bir gencin ayrışmasına ne kadar izin veriyoruz?
Karşımızda artık küçük bir çocuk olmadığını, onun ihtiyaçlarının, sınırlarının ve özgürlük alanının değiştiğini gerçekten fark edebiliyor muyuz?
Bu dönemde “yasak”, “hayır” gibi doğrudan sınırlar çoğu zaman işe yaramaz.Çünkü büyüyen bir beden, dünyada kapladığı alanı da büyütür. Gencin dünyadaki yeri genişledikçe, ebeveyne ayırdığı alan doğal olarak daralır.Ve tam da bu noktada, ebeveyn için zor bir süreç başlar.
Çünkü bir zamanlar onsuz var olamayacak olan o çocuk, artık daha az ihtiyaç duymaya başlar.Bunu görmek ve kabullenmek her zaman kolay değildir.Bu zorluk çoğu zaman bir çatışmaya dönüşür. Ergen ile ebeveyn, ayrışma ve tutma arasında bir gerilimde sıkışıp kalabilir. Elbette her genç ve her aile için süreç aynı değildir.Ama yine de şu soruyu kendimize sormak kıymetli olabilir:
Yuvadan uçma zamanı yaklaşan bir genci tutmak yerine, ona nasıl eşlik edebilirim?
Çünkü ebeveyn tutmaya devam ettikçe, genç ayrışmak için daha fazla zorlamak zorunda kalır.Ve aslında hayatına yönelmesi gereken enerji, aile içindeki bu çekişmeye harcanabilir.
Bir de diğer taraf var: Bugün bir gencin ebeveyniyseniz, bir zamanlar siz de bir ebeveynin çocuğuydunuz. Siz de ergenlikten geçtiniz.
Kendi ayrışma çabalarınız nasıl karşılandı? Anlaşıldınız mı, yoksa bastırıldınız mı?
Geçmişte karşılanmamış ihtiyaçlar, bugün kendi çocuğunuza karşı verdiğiniz tepkilerin içine karışabilir.Bazen fark etmeden, geçmiş bugünün ilişkisine sızabilir.
Bu yüzden sadece gence değil, kendinize de bakmak önemli olabilir:Bir gencin enerjisi, özgürlüğü, varlığı sizde ne uyandırıyor?
Belki de bu soruların cevabı, aile içindeki enerjinin daha sağlıklı bir yere akmasına yardımcı olur.
Şimdi tekrar soruyorum ergenlik kimin krizi? Çocuğun mu ebeveynin mi?




