top of page

Doğadan Uzaklaşan Çocuklar: Dikkat, DEHB ve Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkiler

  • 17 Şub
  • 3 dakikada okunur

 

Fark ettiniz mi? Yeşili artık doğada değil; ev eşyalarında, alışveriş merkezlerinin yapay bitkilerinde, çocukların formalarında ya da moda olursa kıyafetlerde görüyoruz.

Son yıllarda çocuklar, neredeyse bir yetişkin kadar uzun günler geçiriyor. Çoğu sabah 06.30–07.00 gibi uyanıyor, aceleyle hazırlanıyor, evden çıkıyor. Okuldan eve dönüş saatleri ise 17.00–18.00’i buluyor. Bu sürenin önemli bir kısmı trafikte; arabanın, servisin, otobüsün içinde geçiyor.

Çocuklar okullara, araçlar trafiğe, hayatlarımız AVM’lere ve binalara sıkışırken; bedenlerimiz de betonun, yapay ışığın ve bitmeyen seslerin arasına sıkışıyor. Toprakla temas ise neredeyse tamamen hayatın dışına itilmiş durumda.


Günlük koşturmaca arttıkça çocukların uyması gereken kurallar da artıyor. Böyle olunca çocukluk, çocuğun bedeninde sıkışmaya başlıyor. İlk fırsatta dışarı çıkmak için bir yol arıyorlar. Ancak bu yollar çoğu zaman yetişkinlerin hoşuna gitmiyor. Hoşa gitmeyen her davranışta ilişkiler zorlaşıyor; çocukla yetişkin arasındaki mesafe biraz daha açılıyor.

Richard Louv’un aktardığı bir karşılaştırma dikkat çekici: 1990 yılında dokuz buçuk yaşındaki bir çocuğun sahip olduğu özgürlük alanı, 1971 yılındaki bir çocuğunkine oldukça yakındı (Louv, 2019). Peki bugün, 2020’li yıllarda çocukların özgürlüğü sizce nereye doğru gitti?

 

Louv, çocuk ve doğa ilişkisini anlatırken şunu söyler:

Doğadaki çocuk, soyu tehlike altında olan bir türdür.

Çocuğun sağlığı ile yeryüzünün sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez.

Peki büyükşehirlerde yaşayan çocuklar için bu ne anlama geliyor?


Araştırmalar, hava koşulları ne olursa olsun açık alanda vakit geçiren çocuklarla; yüksek binaların arasında, sınırlı ve yapay oyun alanlarında vakit geçiren çocukları karşılaştırdığında önemli farklar gösteriyor. Doğada zaman geçiren çocukların dikkat becerilerinin, hareket eşgüdümlerinin ve bedensel farkındalıklarının daha gelişmiş olduğu görülüyor.


Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı almış çocuklarla yapılan çalışmalarda da benzer bulgular var. Açık ve yeşil alanlarda oyun oynayan çocuklarda DEHB semptomlarının azaldığı, uyum ve öz-düzenleme becerilerinin güçlendiği gösteriliyor. Doğa, bu çocuklar için bir tedavi değil belki; ama sinir sistemini sakinleştiren, dikkati toparlayan, bedeni düzenleyen bir alan sunuyor.


Çocuk ve doğa ilişkisini inceleyen güncel çalışmalar, açık alanda özgürce vakit geçiren çocukların dikkat, sosyal beceri, yaratıcılık ve çalışma belleği performanslarında artış olduğunu; stres düzeylerinin ise azaldığını gösteriyor (Lomax ve ark., 2024). Tüm bunlar, doğanın çocuk için yalnızca “iyi vakit geçirilen bir yer” değil; psikolojik olarak düzenleyici bir bağlam olduğunu düşündürüyor.

 

Doğayla Temas: Küçük Ama Gerçek Adımlarla

Belki de mesele çocuklara daha fazla etkinlik sunmak değil; onlara nefes alabilecekleri alanlar açmak. Bu her zaman büyük planlar ya da uzun yolculuklar gerektirmiyor.

Hafta sonlarını yalnızca evde ya da AVM’de geçirmek yerine, hava koşullarına uygun giyinip parklara, yürüyüş alanlarına ya da ormanlık bölgelere gitmek; çocuğun bedeninin ve duyularının farklı bir ritimle buluşmasına imkân tanıyabilir.


Evin içine kontrollü biçimde toprak ve çamur temasını dahil etmek, apartman bahçesinde kısa süreli doğa kampları kurmak ya da birlikte bir bitki büyütmek; çocuğun doğayla ilişkisinin yalnızca “gezilen bir yer” olmaktan çıkıp deneyimlenen bir alan hâline gelmesine yardımcı olabilir.


Doğayı birlikte keşfetmek, doğadan alınan bir parçayı yeniden doğaya bırakıp süreci izlemek; yağmur damlalarını, karıncaları, kuşları gözlemlemek; doğayı anlatılan değil tanıklık edilen bir şey kılar.

Kendi çocukluk anılarımızdan, sokakta oynanan oyunlardan, doğayla kurulan ilişkilerden bahsetmek ise çocuklara yalnızca geçmişi değil; başka bir mümkünlüğü de hatırlatır.


Orman okulları, açık alan atölyeleri ve doğa temelli etkinlikler; kapalı salonlarda yapılandırılmış kulüplerin alternatifi olarak, çocuklara daha serbest ve bedensel bir öğrenme alanı sunabilir.

Çocuğu doğayla yeniden buluşturmak, yalnızca çocuğun ruh sağlığı için değil; doğayla ilişkisini koparmamış kuşaklar yetiştirebilmek için de önemlidir. Çünkü trafikte, yetişkinlerin mesai saatlerine sıkışmış çocuk bedenlerinin doğaya ihtiyacı olduğu kadar; doğanın da büyüyebilmek, korunabilmek ve yaşamı sürdürebilmek için çocuk bedenlere ihtiyacı vardır.

 

 

 

 

📚 Kaynakça

  • Louv, R. (2019). Doğadaki Son Çocuk.

  • Lomax, T., Butler, J., Cipriani, A., & Singh, I. (2024). Effect of nature on the mental health and well-being of children and adolescents: A meta-review. The British Journal of Psychiatry.

 

 
 

Abonelik Formu

Duyuru ve önerilerim için ücretsiz abone olabilirsiniz.

©2024, SEVGİ KILINÇ tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page